Yazı Boyutu::
FIRTINA VADİSİ HES MÜCADELESİ
Her şey 1998 Yılında yapımcı firma tarafından Vakfımıza gönderilen bir yazı ile başladı. Fırtına vadisi üzerinde 16 Km.lik Fırtına deresi ve 4 Km.lik Hala deresi üzerinde Dilek/Güroluk adıyla anılacak olan bir Hidro Elektrik Santrali gündeme getirilmiş ve bu HES inşaatının 3x60 MW gücüne sahip, Yap İşlet Devret yöntemiyle 25 yıllığına ihale edildiği ve buradan üretilecek enerjinin Türkiye’nin enerji ihtiyacının %0,4’ünü karşılayacağı belirtilmiştir.
Toplamda 20. Km’yi bulan ve yüzyıllardır özgürce akan, etrafını besleyen Fırtına ve Hala dereleri, köylerin altından geçirilecek 4 mt çapındaki tünellere alınıp yıllar boyunca dere yatağına su verilmeyecektir. Halbuki Fırtına vadisi, 1980’li yıllarda Turizm Bölgesi, 1986 yılında da Milli Park ilan edilmiştir
Sn. Okay Karayalçın başkanlığındaki Vakıf yönetimi konunun vehametini farkedip üzerine eğilerek, ilgili taraflarla irtibata geçmiş ve çevre, doğa, kültür, verimlilik ve halk desteği başta olmak üzere, projenin olumlu olumsuz yanlarıyla ilgili çalışmalar başlatmıştır.
Hem yönetimdeki, hem dışardaki uzmanlarca teknik olarak incelenen projede bahse konu vadi boyunca, irili ufaklı su kaynakları, ağaç kesimleri, orman içlerine yapılacak ikmal ve ulaşım yolları, dere yataklarının kurutulması, kullanılacak tonlarca patlayıcı, oluşabilecek heyelanlar, yüzlerce yıllık konakların, taş köprülerin zarar görmesi, dünyaca meşhur alabalık neslinin yok olması, orman hayvanlarının, doğaya özgü bal arılarının, börtü böceğin etkilenmesi, zemin sondajları, toprak etüdü, toz ve gürültü kirliliği, tünellerden çıkarılacak yaklaşık 500 Bin m3 atığın nereye döküleceği gibi gerçekçi sorunların varlığı ve elle tutulur bir cevabın ve çözümün olmadığı gözlemlenmiştir.
Dolayısıyla bu soruların cevabı için yeni bir sürece, hukuki arayışa yönelinmiştir.
ÇED Toplantılarına iştirak edilmiş, ÇED Raporu hakkındaki itirazlar dile getirilmiş, Mühendis odaları başta olmak üzere, çevreci sivil toplum örgütleriyle irtibatlar kurulmuş, halk desteğinin alınması için konu görsel ve basılı yerel medyaya taşınmıştır.
Devamında ise, bu tür projelerde önemli olan ÇED raporuna itiraz, İstanbul Üniversitesince hazırlanan yeni bir raporun hazırlanması, bölge üniversitelerinin Deniz bilimleri, Su ürünleri, orman, çevre mühendisliği fakülteleri, Mimar Odaları, Orman, Elektrik, Çevre Mühendis odaları, TEMA, Çekül gibi vakıflar, Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu davaya müdahil edilmiş, Bölge İdare mahkemesi süreci, temyiz süreci ve Danıştay ayağı gündem olmuş konu ulusal medyaya yansımıştır. Önde gelen köşe yazarlarının da yazı konusu olmuştur.
Karşı tarafta ise, Devletin resmi kurumları olan Enerji Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü, müteahhit firma projenin gerekliliğini ve savunuculuğunu yapmıştır.
Projenin başlaması ihtimalinde inşaat süresinin dört yılı bulacağı, ilk önce yaban hayvanı popülasyonunun ve flora fauna olmak üzere endemik ve ekolojik sistemin zarar göreceği, korunması gereken 200 ekolojik bölgeden biri olarak Dünya Mirası kabul edilen Fırtına Vadisi, sadece yöre halkının değil, başlı başına insanlık aleminindir.
Anayasamızın 56.maddesinde açıkça belirtildiği “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın görevidir..” maddesinden alınan yetki ile sürdürülen hukuk mücadelesi nihayetinde Danıştay:ın 2001/27 tarih ve sayılı kararı ile itirazlarımızı haklı bularak aşağıda yazılı metinde görüleceği üzere, nihai kararı vermiştir.
‘’ 2577 sayılı İdari yargılama usulü kanununun 4001 sayılı kanunla değişik 27.inci maddesinde öngörülen ve yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için gerekli koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından davacı itirazının kabulüne ve dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına 2.2.2001 günü oy çokluğu ile karar verildi.’’
Fırtına Vadisi HES mücadelemizde kişilikleri, tüzel varlıkları ile teknik ve hukuki olarak yanımızda yer alan, maddi manevi destek veren, dernek, oda, vakıf gibi kuruluşlara, yerel ve ulusal medyadaki dostlarımıza, gurbetteki ve vadideki hemşerilerimize, hakkı ve adaleti tecelli ettirenlere bir kez daha teşekkür ediyor, ölmüş olanları rahmet ve saygı ile yad ederken, sağ olanlara uzun ömür ve esenlikler diliyoruz.



